18.01.2018 - Sağlık Portalı

‘hayır’ de kışı kilolu geçirme

‘hayır’ de kışı kilolu geçirme

Uzmanlar kışın alınan kiloları; yaza göre daha hareketsiz yaşamaya, ağır beslenmeye ve zengin mönülü ev ziyaretlerinin artmasına bağlıyor. İkram edilenlere ‘hayır’ diyebilen, yazın inceliğini kışa taşıyabilecek

Yaz sıcaklarında daha az yemeye başlıyor, meyve ve sebzelerin sunduğu hafif, kalorisi düşük seçenekler sayesinde kilolarımızdan kurtuluyoruz. Yaz mevsiminde, televizyon seyretme süremiz kışa göre düşüyor. Abur cubur yeme alışkanlığımız ise, azalıyor. Yazın gerek tatilde olalım gerek şehirde, ister istemez daha fazla hareket ediyoruz. Bu yüzden bilinçli olarak diyet yapmasak bile, yaz aylarındaki kilomuz kış aylarından iki – dört kg kadar düşüyor. Kış mevsiminin giderek yaklaştığı şu günlerde, bu avantajı kaybetmemek elimizde. Ya bir beslenme uzmanı yardımıyla, ya da kendi irademizle zayıfladık ve yazı ince bir beden ile geçirdik. Ama yaz bitti. Tehlike çanları da çalmaya başladı. Şimdi, yazın verdiğimiz kiloları geri almamaya odaklanmalıyız. Hiçbirimiz geçen seneki kilomuzdan daha ağır olmak istemez. Bunun için önlem almanın tam zamanı. Metropolitan Florence Nightingale Hastanesi Endokrinoloji (Hormon bilim) ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Can, kış mevsiminde yazın verdiğimiz kiloları almamak için neler yapmamız gerektiğini anlattı.

DÜŞÜK KİLOYLA BAŞLAYIN
Metropolitan Florence Nightingale Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Can, önümüzdeki aylarda Ramazan, Şeker Bayramı ve Yılbaşı’nın arka arkaya olmasının, Türk halkını kilo alma makinesine çevireceğini, bu yüzden kışa düşük kiloda girmenin büyük avantaj olduğunu açıkladı. Doç. Dr. Selçuk Can “Yazın verdiğiniz kiloların geri alınmaması bu noktada çok önemli. Ağustos ve eylül aylarında hedefiniz daha fazla kilo vermek değil, verdiğiniz kiloları korumak olmalı. Okulların açılma telaşında birçok hastamız kendini kaybedip, zayıflama ibresini şişmanlama yönüne çeviriyor” dedi. Doç. Dr. Selçuk Can, sonbahardan kışa girerken karşılaşılan en büyük sorunun grip olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Birçoğumuz yaz aylarında klimalardan boğazlarımızı üşütmüşken, kış aylarının ikinci grip dalgasına hazır değiliz. C vitamini içeren portakal ve limonu, bu sıralarda bolca tüketmekte fayda var. Kuşburnu, sivribiber ve kivinin de bir C vitamini deposu olduğunu unutmayın. Bunları tüketemiyorsanız, C vitaminini tablet olarak ekim ayından itibaren kış sonuna dek almanızı öneririz.”

 

Yorgunluğa karşı besin desteği
Beslenme, ruhsal ve fiziksel durumumuzu tamamıyla etkiler. Yorgunluktan şikayet eden kişiler, besin desteği ile büyük yarar sağlayabilir, sağlıklı olabilir

B vitamin ailesi B-6, B-12 ve folik asidi de içeren B-11 vitaminlerinden oluşur. B6 vitamin eksikliği de demir gibi anemi ve kronik yorgunluk ile bağıntılıdır. B6 vitamini ihtiyacınızı muz, tavuk, hindi, patates, meyve suyu, karpuz, ıspanak ve bal gibi besinlerden karşılayabilirsiniz. B-12 vitaminin eksikliği ise homosistein seviyelerinin artmasına yol açar. Yüksek homosistein seviyesi kalp hastalıklarına yakalanma riskinin artması anlamına gelmektedir. Bu açığı da baklagiller, bonfile, ton balığı, balık, hindi, yoğurt, süt, tavuk ve peynir yiyerek kapatabilirsiniz.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN…
C vitamini bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir antioksidandır. Hastalık veya stres durumlarında, bağışıklık sisteminin düzgün çalışması için gereken bir vitamindir. Ayrıca C vitamini ile sağlıklı adrenal fonksiyonların çalışması da artıyor. Bu nedenle bu fonksiyonlar özellikle stresli durumlarla başa çıkabilmek için çok gereklidir. C vitamini açısından zengin besinler arasında brokoli, çilek, portakal, greyfurt, mango ve yeşil biber sayılabilir. Magnezyum protein sentezi, enerji üretimi ve hücresel bölünme için gerekli olan çok önemli bir mineraldir. Günümüzde pek çok insanda magnezyum eksikliği görülmektedir. Demir eksikliği de anemi ve kronik yorgunluğa yol açan önemli bir faktördür.

E VİTAMİNİNİN KORUYUCU ETKİSİ
E vitamini çok önemli bir antioksidan koruyucu olarak hücreleri toksinlerden ve serbest radikallerden korumaktadır. Ayçiçek yağı, fıstık ezmesi, badem, ton balığı, somon, mısırözü yağı, zeytinyağı E vitamini açısından zengin besinler arasında yer alır. Potasyum eksikliği yorgunluk ve kas zayıflığına yol açmaktadır. Bazı CFS hastalarında potasyum enerjinin artmasını sağlar. Tıpkı bir yerimiz ağrığında olduğu gibi yorgunluk döneminde de vücudumuz bize bir takım uyarı sinyalleri gönderir. Mesajın özü vücudumuza daha dikkatli bakmamız ve ona güç kazandırmamız gerektiğidir. Kronik yorgunluk yaşayan bir insan da durmadan vücudundan bu tür uyarı sinyalleri alır. Ancak, önemli olan bu uyarılara gerek kalmadan sağlıklı bir şekilde beslenmek ya da uyarıyı aldığımızda hemen harekete geçmektir. Bu nedenle de bilinçli bir beslenme ile yorgunluğa bir son verip, yediklerimize dikkat ederek daha sağlıklı bir yaşama kavuşabilir ve yorgunluk hissetmeyiz!

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Paylaşabilirsiniz

Facebook Comments

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Evet Hayır