25.05.2018 - Sağlık Portalı

Bebeğinizi uyutmanın püf noktaları

Bebeğinizi uyutmanın püf noktaları

Beslenme

– Aç ya da tok mu?

Aşırı açlık ya da aşırı tokluk bebeğin uyumasını zorlaştırır.

Yenidoğanlar küçük midelerinden dolayı 2-3 saat aralıklarla beslendiği için sık sık uyanırlar. Bu nedenle ebeveynler ilk aylarda kaliteli bir uyku beklememelidir. Bebeği yeterince beslemekle iş bitmez. Küçük bebekleri yedirdikten sonra mutlaka gaz çıkarmalıdır.

Aylar geçtikçe bebeğin mide kapasitesi büyüdüğü için, beslenme sıklığı azalmakla beraber, bebeğin sık uyanması genellikle katı gıdalara geçilmeye başlanan 4.-6. aya kadar devam edebilir. 6. aydan sonra ideal olanı, uyku saatinden en geç 1,5-2 saat önce bebeğe akşam yemeği yedirmektir. Akşam yemeği uykuya çok da yakın olmamalıdır. Aksi takdirde enerji verir, hazımsızlık, gaz problemleri ve uyuma güçlüğü yaratır. Akşam yemeğinden sonra bebek hemen yatırılmamalı, uyku öncesi aktivitelerini yaptıktan sonra uykuya geçmelidir.

– Gereksiz yere besleniyor olabilir mi?

6.aydan sonra bebekler kendilerine gerekli olan kalorilerin çoğunu gündüz beslenmesinden alır. Gece beslemeleri sırasında verilen gıda hem enerji vererek uyanık kalmasına, hem de çiş/kaka yaparak kendini uyandırmasına neden olabilir. Bu nedenle gece beslenmeleri mümkünse kesilmelidir. Gece beslenmeleri sütün içine yavaş yavaş su katılarak, süt miktarı yavaş yavaş azaltılarak ya da emzirme aralıkları uzatılarak bitirilebilir. Ancak bazı bebekler 6.ayda gece beslenmesini bitirmeye hazır olmayabilir. Bu durumda gece boyunca toplam 250 ml’den fazla sıvı verilmemelidir.

– Anne sütü fazla geliyor olabilir mi?

Ebeveynler tarafından çoğunlukla atlanan bir diğer konu da anne sütün fazla gelmesi durumudur. Yeşilimsi, köpüklü, mukuslu ve fazlasıyla ishal kaka, beslenirken göğüsü çekip bırakma, başını geriye atıp, sırtını yay gibi germe, 2-3 dakika emdikten göğüsten uzaklaşma gibi durumlar yaşanıyorsa süt fazla geliyor olabilir. İleri aşamalarında kanlı bezle karşılaşılabilir. Bu belirtiler kolik, reflü, gıda alerjisi, süt alerjisi gibi pek çok değişik rahatsızlıkla karıştırılabilir. Sütün fazla gelmesi aslında bebeğin yağlı ve besleyici son sütten çok, şekerli ve su içeriği fazla olan ön süt almasıdır. Bu konuyu çözmek için yapılabilecekler için Annenin Sütü Fazla Geliyor Bebeğim başlıklı yazıma göz atabilirsiniz.

– Annenin yedikleri uykusuzluğa yol açıyor olabilir mi?

Tıbbi olarak kanıtlanmış olmamakla beraber, emziren annelerin aldığı bazı besinlerin süt yoluyla çocuğa geçtiği ve uykuyu zorlaştırdığını düşünenler vardır. Emziren annelerin özellikle şekerli ve kafeinli yiyecekleri kesmesi denemeye değer bir yöntem olabilir.

Tuvalet

– Altı temiz mi?

Bebeği yatırmadan önce yapılacak son işlerden biri da altını değişmek olmalıdır. Bebek dolu mide nedeniyle çiş ya da kaka yapıp, ıslak bez yüzünden uyanıyor olabilir. Küçük bebeklerde gece boyunca birden fazla alt değiştirmek gerekebilir. Alt değiştirme esnasında anne seri bir şekilde hareket ederek bebeğin uykusunu açmamaya çalışmalıdır. Alt değiştirme işlemi mümkünse loş biro dada yapılabilir.

Enerji

– Gün boyunca yeterince enerji harcadı mı?

İyi bir uyku uyumak için yeterince enerji harcamış olmanın önemini ne kadar söylesem az. Ebeveynler beslenme ve altın temiz olması gibi konuları unutmuyor, ancak, enerji harcama konusu genellikle ihmal ediliyor. Kendinizi düşünün. Bütün gün ayağınızı dikip oturduğunuzda mı daha iyi uyursunuz? Yoksa gün boyunca aktif bir şekilde dolaşıp, iş yapıp, enerji harcadığınızda mı? Bebekler için de aynı şey geçerli. Bebeğinizin gün içinde yeterince enerji harcadığından emin olun. Karın üzeri egzersiz, yerde emekleme, oyuncaklarıyla oynama, yürüme, koşma, parkta oynama ve hatta siz mahallenizde alışveriş yaparken bebek arabasının içinde temiz hava alarak size eşlik etme gibi aktiviteler ona enerji harcatır ve gece daha iyi uyumasına yardımcı olur.

– Aşırı yorulmuş olabilir mi?

Aktivite yaptırmak çok güzel. Yalnız, onu çok fazla yormamaya gayret edin. Tıpkı yetişkinler gibi, bebekler de aşırı yorulduklarında huysuzlanıp, uykuya dalmakta güçlük çekebilir. Bu nedenle gece uykusuna yakın zamanlarda bebeği fazla yoracak, uykusunu açacak aktivitelerden kaçınıp, sakin aktivitelere geçilmelidir.

Gelişim

– Diş çıkarıyor olabilir mi?

Diş çıkarma döneminde bebeklerin uyku düzeninin bozulması normaldir. Dişlerin ne zaman çıktığıyla ilgili yazıma şu linkten erişebilirsiniz. Diş çıkma sürecindeki bebeğe, çiğnemesi için ıslak ve temiz bir bez, buzdolabında soğutulmuş yumuşak bir bebek kaşığı, diş kaşıma oyuncakları ya da emzik vermek faydalı olabilir. Yine temiz parmağınızı çiğnetmek de bir çözüm olabilir. Ayrıca doktorunuza danışarak diş çıkarmaya faydalı gelen ilaçları ya da ilaçlı kremleri deneyebilirsiniz.

– Büyüme atağı yaşıyor olabilir mi?

Büyüme atakları bebeğin boyunda ve kilosunda hızlı bir artış sağladığı dönemlerdir. Büyüme ataklarının zamanı bebekten bebeğe farklı olabilse de, genellikle 10. gün, 3. hafta, 6. hafta, 3. ay, 6 ay ve 9.ay dönemlerine denk gelir. Büyüme atakları boyunca bebekler çok daha fazla yer, normalden daha çok uyuyabilir, beslenmek için geceleri daha sık kalkabilir ve normalden daha mızmız olabilir. Büyüme atakları en az 2-3 gün ve en fazla 1-2 hafta sürer. Büyüme atakları boyunca artan beslenme ihtiyacına uyarak, bebeği talep ettikçe beslemek gerekir. Bunun dışında bu dönemin geçmesini beklemelidir.

– Çocuğunuzun hayatında stres var mı?

Ne kadar küçük olursa olsun bebekler yaşadıkları ortamda stres olduğunu algılayabilirler. Hayatınızda büyük değişiklikler oluyorsa, evde tartışmalar yaşanıyorsa, işleriniz sizi çok yoruyor ve yüzünüze yansıyorsa, bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılamak dışında onunla oyun oynamak için zaman ayıramıyorsanız bütün bunlar bebeğin uykusunu etkileyebilir. Bebeğin ve sizin hayatınızda stres yaratan unsurları çözmeye çalışın.

Dış Etkenler

– Uyuduğu ortamda çok fazla dış uyarıcı mı var?

Uyku saatinden 1 saat önce bebeğin bulunduğu odadaki ışıkları azaltın. Televizyon ve diğer gürültü çıkartıcı aletleri kapatın. Fazla oyuncakları bebeğin gözü önünden toplayın. Daha büyük çocuklarınız varsa, onları sessiz aktivitelere teşvik edin. Bebeğin odasında gıcırdayan yatak, tik-tak çalışan saat gibi gürültülü unsurlar olmamasına dikkat edin.

– Uyuduğu ortamda çok az dış uyarıcı mı var?

Yenidoğanların ses konusunda farklı bir durumu vardır. Anne karnında 9 ay boyunca dışarıdan gelen sesleri, annenin kalp atışını, bağırsak hareketlerini duymaya alışmış olan bebek, dünyaya geldiğinin özellikle ilk 3 ayında benzer sesleri aramaya devam eder. Sessiz ortam ona garip gelir. Bu nedenle küçük bebeklerin odasında beyaz gürültü diye tabir edilen ve anne karnındaki gürültülü ortamı taklit eden aletleri çalıştırmak faydalı olabilir. Bu aletler anne kalp atışı, balina sesi, yağmur sesi gibi rutin ve rahatlatıcı sesler çıkararak bebeğin uyumasına yardım edebilir. Yine bazı bebekler fön makinası, klima, banyo havalandırması ya da çamaşır makinası gibi rutin sesleri de sever. Bu yöntemler büyük bebeklerde de işe yarayabileceğinden, deneme yapmakta fayda vardır.

– Oda sıcaklığı uygun mu?

Bazen çözüm çok ufak bir detayda gizlidir. Ülkemizde bebekleri uyurken çok giydirmek ve üzerine kat kat örtüler örtmek gibi bir alışkanlık var. Oysa bebekler yetişkinlere oranla daha çabuk bunalır. Uyku zamanı geldiğinde bebeğin günlük giysilerini çıkarıp pamuklu pijamalarını giydirin. Pijamanın üzerine de yazın pamuklu, kışın daha kalın kumaştan bir uyku tulumu giydirin. Eviniz aşırı soğuk olmadığı sürece bebeğin üzerine pike, battaniye gibi başka bir örtü örtmeyin. Yaşadığınız yer çok sıcaksa, en azından bebeğin odasına klima alarak odanın sıcaklığını 21 derece civarında sabit tutmak iyi bir yatırım olacaktır.

– Uyku kıyafetlerde bir sorun var mı?

Giydirilen kıyafette bebeğe batacak bir etiket ya da iğne (kundak iğnesi gibi) olmadığına dikkat edin. Kıyafetler bebeği bunaltacak kadar sıkı olmamalı, ancak herhangi bir yere takılıp nefes alma problemi yaratacak kadar da bol olmamalıdır.

– Oda çok aydınlık ya da çok karanlık mı?

Kimi yöntemler çocukların karanlıkta uyumasının önemini savunurken, bazıları da çocuğun her ortamda uyuyabilmesini teşvik eder. Ben kaliteli bir uyku için ortamın karanlık olması taraftarıyım. Can doğduktan sonraki birkaç ay boyunca, henüz bebekli yaşama alışık olmadığımızdan, yan odadaki ışığı açarak ışık sızmasını sağladık. Ancak daha sonra tamamen kapalı ışığa döndük. Çocuk karanlıktan korkmuyorsa, ışığın kapalı olması gerektiğini savunuyorum.

– Odanın havası temiz mi?

Oksijeni azalmış ya da alerji yapan nesnelerle dolu bir oda çocuğun uyumasını zorlaştırabilir. Sabahleyin kalkılınca yapılacak ilk iş odayı havalandırmak olmalıdır. Odanın sık sık tozunu almak, yerleri düzenli aralıklarla süpürüp-silmek de gereklidir. Mümkünse çocuk odasında alerjen olan halılar kullanılmamalıdır. Çocuğun üzerinde oynayacağı küçük bir kilim yeterlidir. Ayrıca sigara, parfüm, bebek pudrası, yünlü kıyafetler, kuş tüyü yastıklar ve hatta bebeğinizin yatağına koyduğunuz içi doldurulmuş oyuncaklar bile toz tutup, alerji yaparak uyumayı zorlaştırır. Şayet bebek sürekli burnu dolu olarak uyanıyorsa, alerji yapan bir eşya olma riskine karşı odayı inceleyin.

– Odanın havası yeterince nemli mi?

Kuru havadan dolayı burun tıkanıklığı önemli bir sorun olup, uyku problemlerine yol açabilir. Bebeğin odasındaki nem oranını %50 seviyesinde tutacak nemlendirici alet çalıştırmak, uykudan önce banyo yaptırarak sinüsleri açmak, gerekirse tuzlu su solisyonuna başvurmak bir çözüm olabilir.

– Yattığı yatakta bir sorun olabilir mi?

Yatmadan önce yatağı ellerinizle kontrol edin. Bebeğin sırtına batan yay gibi birşey olmasın. Yatak çarşafı mutlaka pamuklu olsun. Yatakta bebeğin yattığı hizaya inip, bebeğin bakış açısıyla gördüğü yerlerde korkutucu bir görsel (mesela bir resim ya da karanlıkta korkutucu bir gölge yapacak bir eşya) olmasın.

– Uyku öncesi rutini oluşturdunuz mu? Bebek uykuya gideceğini anlıyor mu?

Uyku saatinden 1 saat – yarım saat önceyi bebeğinizle fazla hareketli olmayan aktiviteler yaparak geçirin. Ortada olan bir-iki oyuncağı ile oynayabilir, ona kitap okuyabilir ya da banyo yaptırabilirsiniz. Uyku saatinden yarım saat önce bebeği alarak odasına geçin. Onu kucaklayın. Saçını okşayın. Sevildiğini hissettirin.

– Her gece aynı saatte uykuya gidiyor mu?

Bebekler ve çocuklar tutarlılığı sever. Gece uykusu için yatağa gittiği saat her gün aynı olmalıdır. Elbette bazı günler istisnalar olabilir, ancak genel olarak ebeveynler kendi aktivitelerini çocuğa göre düzenleyip, onun her gün belli bir saatte kendi yatağında yatıyor olmasını sağlamalıdır.

– Uyku saatinin seçimi doğru mu?

Bebekler her gün mümkünse 19.00’da ya da en geç 20.00 civarında yatağa gitmiş olmalıdır. Ne kadar erken uykuya gidilse o kadar iyidir. Uykuya geç yatırmak bebeğin aşırı yorgun olmasına ve uyumakta zorlanmasına yol açar. Eğer daha geç uyumaya alışmışsa, bir haftalık bir süreç içinde uyku saati her gün 10-15 dakika öne çekilerek uygun saate getirilebilir.

– Gündüz uykularını fazla uyuyor olabilir mi?

Çocuk gündüz uykularını çok uyuyorsa, özellikle öğleden sonra uykusu saat 16.00’dan sonraya sarkıyorsa, gece uykuya geçmekte zorlanır. Bebeklerin gündüz saat 16.00’dan sonra uyutulmaması gerekir.

– Uyku rutininde değişiklik oldu mu?

Bebeğin uykuya geçişi her gün aynı şekilde olmalıdır. Bebekler geceleri belli bir şekilde uykuya yatmaya alışınca, gece uyandıklarında da aynı çevreyi bulmak ister. Örneğin sizin kucağınızda sallanarak uyumaya alışmışsa, gece uyanıp da kendisini yatakta yalnız bulunca tekrar uykuya dalmakta güçlük çekebilir. Gidilen bir tatil, bebeğe bakan kişinin değişmesi, bebeği uykuya yatıran kişinin değişmesi, uyutma yönteminin değişmesi (her gün kucakta sallayarak uyuturken bunu kesmek gibi) yatağın değişmesi gibi durumlar uyku bozukluğuna neden olabilir. Bu nedenle mümkünse gece boyunca devam ettiremeyeceğiniz yöntemlerle çocuğu uyutmaya alıştırmamak ve belli bir rutin oluşturduktan sonra da çocuğun rutinini değiştirmemek gereklidir.

Uykunun Sürekliliği

– Gece uyanmalarında bebeği fazla ayıltmamaya dikkat ediliyor mu?

Bebek büyüdükçe gece beslenmelerini yavaş yavaş kaldırın. (bkz. beslenme ve tuvalet) Gece beslemelerine devam ediyorsanız, beslenme sırasında altını hemen kontrol edip, çok kirliyse, mümkünse beslenme bitmeden, altını değiştirin. Günümüz bebek bezleri 5-6 saat maksimum koruma sağlayacak şekilde geliştirilmiştir. Alt değiştirmek bebeği uyandırıyorsa ve altı çok da kirli değilse bırakın öyle kalsın. (Bu tavsiyem daha çok çiş için geçerli. Kakanın bırakılması pişik yapabilir.) Gece beslenmesi sırasında mümkünse odanın ışığını açmayın. Koridordan sızan hafif ışıkla yetinin. Bebeğinizle çok konuşarak ve göz teması kurarak onu uyandırmayın. Sessizce ve şefkatle işinizi bitirip, tekrar uykuya dönmesine yardımcı olun.

– Bebek uyandığında ona cevap verme süreniz uygun mu?

Bebek geceleri uyandığında ona ne hızla yanıt verileceği konusunda ideal bir süre bence maalesef yok. Bazı durumlarda duyduğunuz ilk seste yanına giderek sırtını sıvazlamak ya da düşen emziği geri vermek (önemli) uykuya devam etmesine yardımcı olabilir. Bazen bir-iki dakika beklenirse bebek biraz mızıldandıktan sonra tekrar uykuya dalabilir. Bebek geceleri beslenmek için uyanıyorsa, sütü ısıtma sürecinde vakit kaybedilmesi onu iyice uyandırabilir. Beslenme anlamında en kolay çözüm emzirmektir. Emzirmeye devam ediyorsanız ne mutlu size, sütün ısıtılması gibi bir dert yoktur. Devam sütü veriliyorsa, bu sütü baştan sıcak vermemeye alıştırmak (oda sıcaklığında vermek) iyi bir çözümdür. Yine sütü sıcak tutan biberon ısıtıcılar da bazı ebeveynlere yardımcı olabilir.

– Kabus ya da karabasan görüyor olabilir mi?

Karabasan uykuya geçildikten 2-3 saat sonra, rüya görülmeyen derin uyku halinden, rüya görülen REM aşamasına geçerken oluşur.

Karabasan sırasında çocuk aniden yatağında doğrulabilir, bağırabilir ya da ağlayabilir. Nefes alışı ve kalp atışları hızlanabilir. Terlemiş olabilir. Yatakta çırpınabilir. Üzüntülü ya da korkmuş gibi davranabilir. Çoğunlukla birkaç dakika ya da biraz sonra kendi kendine sakinleşir ve uykuya geri döner.

Karabasan çok yorgun, gün boyunca çok uykusuz kalmış, hasta, stresli, ilaç alan ve yeni bir ortamda uyuyan çocuklarda daha sık görülür.

Karabasan gören çocuk aslında uyanık değildir. Sizi görmez. Bu nedenle çocuğa dokunmamalı, sadece ani bir hareketle kendisine zarar vermeyeceğine emin olmak için yanında durmalıdır. Çoğunlukla birkaç dakika sonra sakinleşip yatacaktır.

Kabus ise, hafif uyku olarak tabir edilen, uykunun rüya görülen REM aşamasında oluşur. Karabasandan farklı olarak kabus gören çocuklar tamamen uyanırlar. Kötü bir rüya gördüğünü hatırlayabilir ve rüyayı size anlatmaya çalışabilirler. Sizin onun yanında durmanızı ister ve sizin varlığınızla rahatlar.

– Bebeğe uyku arkadaşı vermeyi denediniz mi?

Kimi bebekler geceleri sık uyanır ve ebeveynleri tarafından çeşitli yöntemlerle rahatlatılmadan kendi başlarına uykuya dönemezler. Ebeveynin varlığı bebekte bir bağımlılık yaratıyor olabilir. Bu durumda ebeveynin verdiği güven duygusunun yerine geçerek, çocuğunuzu rahatlatacak bir uyku arkadaşı faydalı olabilir. Uyku arkadaşı bir oyuncak ya da ufak bir bir battaniye olabilir. Ancak tüylü olmamasına, kolayca kopacak düğme gibi aksesuarları içermemesine, makinada yıkanabilmesine dikkat edilmelidir. Uyku arkadaşlarından en çok fayda 1-3 yaş arasında sağlanır. Zaten 12 aydan öncesi yatağa konulan her ilave nesne Ani Bebek Ölümü Sendromu riski taşır. Mevcut uyku rutinine uyku arkadaşını da dahil etmek ve bebeği yatağa koyarken uyku arkadaşını da yanına vermek gerekir. Zaman içinde çocuğunuz ona alışacak ve onu uyku fikriyle bağdaştıracaktır.

Sağlık

– Çocuğunuz fiziksel olarak sağlıklı mı?

Bu seçeneği sıralamada en sona koydum. Ancak en az önemli olan unsur olduğu zannedilmesin. Aksine fiziksel sağlık problemleri konusunda ebeveynlerin gözleri açık olmalı ve bir şüphe durumunda mutlaka doktora danışılmalıdır. Bazı hastalıklar çocuklarda uykusuzluk yapabilir. Kolik, reflü, kulak ağrıları, karın ağrıları, burnun tıkanık olması sıklıkla uykuyu bölen rahatsızlıklardandır. Çoğu rahatsızlığın uykusuzluk dışında başka belirtileri de olabilir. Özellikle çocuğun kilo durumuna, genel fiziksel durumuna ve hareketlerine dikkat etmek gerekir

[Toplam:1    Ortalama:5/5]
Paylaşabilirsiniz

Facebook Comments

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir
Evet Hayır