23.05.2018 - Sağlık Portalı

Su neden yaşamın deposu?

Su neden yaşamın deposu?

Uzmanlar su içmenin insan sağlığı açısından önemine dikkat çekerken içilen miktarın da mühim olduğunu vurguluyor.

Sıhhatli bir erkekte vücut ağırlığının yüzde 60’ını, kadında yüzde 50’ sini su oluşturur. Bu oranlar yenidoğan bir bebekte yüzde 70- 75 iken yaşla birlikte azalır. İnsan beyninin yüzde 95’i ve akcigerlerin yüzde 90’ını su oluşturur. Vücuttaki tüm sistemler, organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyonlarını sürdüremezler. Hücre içinde gerçekleşen bütün yaşamsal metabolik olaylar sadece hücre içinde su yeterli ise gerçekleşebilmektedir. Vücut sıvısının yüzde 2 gibi küçük bir oranda azalması bile hafif bitkinlik, yakın hafizada hafif bozulma, dikkati toplamada ve yapılan işe odaklanmakta güçlüklere neden olur. Vücut sıvısının azalmasına basitçe “dehidratasyon” denir. Gün boyu devam eden hafif yorguluğun en sık sebeplerinden biri de hafif dehidaratasyondur. Memorial Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Selahattin Türen, 22 Mart Dünya Su Günü öncesinde, ‘Su tüketiminin yararları’ hakkında bilgi verdi.

Su neden yaşamın deposu?

• Vücutta taşıyıcı göreve sahip olan su, hücrelere gıda ve oksijen taşır, atıkları uzaklaştırır.
• Böbreklerin toksik maddelerden temizlenmesine destek sağlar.
• Kan ve lenf sisteminin büyük bir kısmını oluşturur.
• Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol alır.
• Kan basıncını denetim eden elektrolitlerin dengelenmesine ve taşınmasına destek sağlar.
• Sıcak havalarda vücudu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar.
• Yeteri kadar tüketildiğinde, cildin daha düzgün, daha yumuşak, daha parlak ve daha esnek olmasını sağlar.
• Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alır.
• Su, emziren kadınlarda, süt üretimini artırır.
• Bağışıklık sisteminin görevini yapabilmesi için su gerekmektedir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmada destek sağlar.
• Eklemlerin kayganlığını sağlar.
• Su tüketimi azaldıkça, vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar ve kilo alımı gerçekleşir.
• İçme suyu yada organik kaynak sularının birçoğu bölgeden bölgeye degişmekle beraber; bazı minarelleri içerir. Vücudumuz için gerekli olan minarellerin bir kısmını içtiğimiz sulardan elde ederiz. Bunlar içinde kalsiyum, magnezyum ve sodyum daha çok miktarda olanlardır. Flor, iyot ve diğer eser elementlerin de bir kısmını içtiğimiz sulardan sağlarız.

Su tüketim miktarı çevresel ve kişisel şartlara göre farklılık gösterir

Su tüketiminin sağlığımız için oldukça önemli olduğu senelerdir anlatılır. Peki günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Bu konuda uzmanların farklı görüşleri olsa da çoğunlukla ortalama günlük su tüketiminin 2-2.5 litre olmasi tavsiye edilir. Bunu 8×8 yani gunde 8 defa 8 onz (250 ml yada bir su bardagı) su içilmesi şeklinde de duymuş ve okumuş olabilirsiniz. Bu miktarlar ortalama miktarlardır. İdeal olan ise su ihtiyacının kişinin durumuna ve mevcut hastalıklarına, hava sıcakliğına ve aktivite duzeyine gore ayarlanmasıdır.

Yeterli su içip içmediğinizi kontrol etmek için 3 minik ipucu

1- Susuzluğunuzu gidermek icin içtiğiniz su miktarının minimum 2 katını tüketin.
2- Günboyu ve sık sık su için ve su içmek için susamayı beklemeyin.
3- İdrar renginiz koyu sari renkli ise yeterli oranda su içmiyorsunuz anlama gelir. İdrar renginiz koyu sarıdan açik ve şeffaf renge dönüştüğünde yeterli miktarda su tüketiyorsunuz anlama gelir.

Kimler daha fazlaca su tüketmeli?

– Yüksek proteinli diyetle beslenenler.
– Lifli gıdalardan zengin beslenenler
– Bulantı kusma ve ishal ile sıvı kaybının arttığı zamanlar
– Ağır fizyolojik aktivite yapanlar
– Oldukça sıcak ortamlarda olup, aşırı terleyen kimseler daha çok su tüketmelidirler.

Su devamlı yaşam kaynağınız olmayabilir

Vücutta fazla oranda sıvının olduğuna işaret eden durumlarda (bacaklarda ödem ve karında asit); kalp yetmezliği, böbrek yetmezligi, siroz ve kronik karaciğer hastalığı şeklinde zaman zaman sıvı alımının belli bir miktarla kısıtlanması tedavinin önemli bir parçasıdır. Bu gibi durumda olan hastaların doktorlarının tavsiyelerine uymaları daha doğru olacaktır.

Çay, kahve, kola suyun yerini tutmaz

İçeceklerin hiçbiri suyun yerine geçemez. Su, kalori içermez ve asiditesi yoktur. Kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesi; çarpıntıya neden olurken; bu içeceklerin bununla beraber fazla şeker ve krema tüketilmesi de gereksiz kalori alınmasına yani kilo artışlarına sebep olabilir. Ek olarak kafeinin idrar söktürücü özelliği de olduğundan fazla tüketildiginde önce sıvı alımı artmış olur, ancak sonrasında idrarla sıvı kaybı artar.

Kola ve benzeri asitli içecekler mideye rahatsızlık verdiği gibi; alınan asidin tesirini azaltmak için vücut çok fazla su harcamak zorunda kalır.

Su tüketiminizi çoğaltmak için tavsiyeler:
• Su içmek için susamayı beklemeyin.
• Yemeklerle beraber ve yemek aralarinda su için.
• 8×8 kuralını ihmal etmeyin. Günde 8 kez 8 onz (240 ml, 1 su bardağı) su için.
• Kendinize su içmek için güzel bardaklar ya da şık bir sürahi edinebilirsiniz.
• Çalışma ortamınızda ve evinizde belirleyeğiniz bölümlere “su iç” yazılı notlar asabilirsiniz.
• Ofis bilgisayarınıza su hatırlatması programlarından kurabilirsiniz. Böylelikle siz işinize konsantre olmuş çalışıyorken, ekranda beliren su şişesi size su vaktinin geldiğini hatırlatır.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr … »

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Paylaşabilirsiniz

Facebook Comments

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir
Evet Hayır