23.05.2018 - Sağlık Portalı

İyilik, sağlıktır.

İyilik, sağlık

Paylaşabilirsiniz

Facebook Comments

İyilik, sağlıktır.

 

Kanser ve daha birçok hastalığın temelinde enflamasyon var. Enflamasyon aşırı stresli insanların çoğunda yüksek düzeyde. İşin ilginç yanı, yeni bir araştırmaya göre genelde yeme içme, alışveriş gibi kişisel hazlarla mutlu olan insanlarda da enflamasyon yüksek düzeyde!

Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Steve Cole ve ekibinin 29 Temmuz’da PNAS dergisinde yayımlanan bu araştırması iyilik yapmak, yüksek idealler için uğraşmak gibi manevi mutlulukların ise bağışıklık hücrelerini olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Bilim insanları bu şekilde mutlu olan kişilerde enflamasyon düzeyinin düşük olduğunu belirledi. Araştırma ekibinden Kuzey Karolayna Üniversitesi profesörü Barbara Fredrickson, daha çok basit zevklerle mutlu olmanın “boş kalori” tüketmeye benzeyebileceğini, uzun vadede negatif fiziksel sonuçları olabileceğini ifade ediyor.

Amerika’nın Stanford Üniversi­te­si’nden psikolog Dr. Emma Seppala, araştırmaya katılan, manevi hazlarla mutlu olan insanları tarif ederken yaşamlarının kendilerinden çok başkalarını memnun etmeye odaklı, merhamet ve fedakârlıkla dolu olduğunu söylüyor. Seppala, merhamet hissinin sağlığımız için faydalı olduğunu gösteren çok sayıda araştırma olduğunu belirtiyor. Verdiği örnekler arasında, Stony Brook Üniversitesi’nden Doçent Stephanie Brown ve Michigan Üniversitesi’nden Dr. Sara Konrath’ın geçtiğimiz yıl Health Psychology dergisinde yayımlanan araştırması da var. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, toplumda gönüllü olarak çalışan kişilerde ölüm oranı daha düşük. Ancak kişisel çıkarlarından dolayı gönüllü olarak çalışanlarda ölüm oranı düşük değil!

Harvard Üniversitesi araştırmacılarının yaklaşık bir yıl önce Nature’da yayımlanan çalışmaları da şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Binden fazla insana eşit miktarda para verildi ve ortak bir “havuza” para bağışlamaları istendi. İkinci aşamada, havuzdaki paranın iki katı herkese eşit olarak dağıtılacaktı ve hepsi de bunu biliyordu. Çabuk karar verenler, yani on saniyeden az sürede bağış yapanlar diğerlerinden yüzde on beş daha fazla verdi. Daha sonra, bazı kişilerden on saniyeden kısa sürede karar vermesi istenirken, bazılarından da daha fazla düşünerek karar vermesi istendi. Yine, fazla düşünmeden karar verenler daha cömertçe bağış yaptı.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar 18 aylık çocukların bile kendiliklerinden insanlara yardım ettiğini gösterdi. Almanya’nın Max Planck Enstitüsü’nden Dr. Robert Hepach ve ekibinin 2012’de Psychological Science dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, küçük çocukların yardımları derin bir merhamet hissinden kaynaklanıyor. Bilim insanları iki yaşındaki 56 çocuğu üç gruba ayırdı. Hepsi de, bir büyüğün pastel boya ya da bir kutu düşürdüğünü ve uzanarak bunu almaya çalıştığını gördü. Bir grubun yardım etmesine izin verildi ama ikinci grubun karışmasına izin verilmedi. Üçüncü grup ise başka bir büyüğün yardım etmesini seyretti.

Max Planck Enstitüsü’nden araştırmacılar, pastel boya ya da kutunun düşmesinden önce ve sonra çocukların göz bebeklerini gözlemledi. Yardıma ihtiyacı olan büyükleri gören çocukların gözbebekleri büyüdü. Yardım etmelerine izin verilen 12 çocuktan 10’u yardım etti. Yardım etmelerine izin verilmeyen ve başkasının da yardım etmediğini gören çocukların gözbebekleri daha da büyüdü. Yardım eden kendileri olmasa da birinin yardım ettiğini görmek ise çocukları rahatlattı, gözbebekleri küçüldü. Hepach ve meslektaşları, Psychological Science’taki makalelerinde şöyle söylüyor: “Görünüşe göre, küçük yaştan itibaren insanlar içtenlikle başkalarının iyiliğini düşünüyor.”

Bir yoksulun ihtiyacını gidermeyi reddetmeden, ya da bir yardım kuruluşunun talebini geri çevirmeden önce bir daha düşünün. Amerika’nın Kuzey Karolayna Üniversitesi’nden Yardımcı Doçent Daryl Cameron ve Doçent Keith Payne’in geçtiğimiz yıl Psychological Science dergisinde yayımlanan “Kalp Katılığının Bedeli” başlıklı araştırmaları gerçekten ilginç. Araştırmada insanlara yürek burkan görüntüler gösterildi ve bu görüntüler karşısında merhamet hislerini bastırmaları istendi. Bu insanlar, daha sonra kendileriyle görüşüldüğünde ahlaki değerlere bağlılıklarının zayıfladığını bildirdi.

Cameron, merhamet hissini bastıran insanların etik olmayan davranışları ahlaki değerleriyle bağdaşmayınca, bu değerlerin aslında çok da önemli olmadığına inanmaya başlayabileceklerini ifade ediyor. Bunun etik olmayan başka davranışlara yol açabileceğini ve kişide strese neden olabileceğini belirtiyor.
Haber: Selcen Pirge
ATLAS EYLÜL 2013/SAYI:246

[Toplam:2    Ortalama:4/5]
Paylaşabilirsiniz

Facebook Comments

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir
Evet Hayır